
Boşanmada Taşınmaz Hisse Paylaşımı
Boşanmada Taşınmaz / Konut / Arsa / Hisse Paylaşımı
Günlük dilde “boşanmada evin paylaşılması”, “arsanın yarıya bölünmesi” veya “işyerinin eşler arasında paylaştırılması” denir. Türk hukukunda ise boşanmada taşınmaz (Konut,Arsa) hisse paylaşımının teknik adı çoğu zaman “mal rejiminin tasfiyesi”dir. Bu ayrım önemlidir; çünkü boşanma ile birlikte tapudaki taşınmazın otomatik olarak yarısı diğer eşe geçmez. Kural olarak mahkemenin incelediği konu, taşınmazın mülkiyetinin kime ait olduğu kadar, o taşınmazın edinilmiş mal mı kişisel mal mı olduğu ve diğer eş lehine bir para alacağı doğup doğmadığıdır.
Mal rejimi sona erdiğinde eşlerin veya mirasçılarının katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı gibi hakları doğabilir.
Bu kuralın sınırlı istisnaları vardır; örneğin paylı malda üstün yararın ispatlanması veya kanunda özel olarak düzenlenen aile konutu/eşya halleri gibi istisnalar somut dosyada ayrıca değerlendirilir.
Dolayısıyla tapu kaydı güçlü bir başlangıç noktasıdır, fakat mal rejimi davasında paranın kaynağı, edinme tarihi, kredi ödemeleri, kişisel mal katkısı, miras veya bağış niteliği, taşınmazın boşanma dava tarihindeki durumu ve karar tarihine en yakın rayiç değeri birlikte incelenir.
Hangi Mal Rejimi Uygulanır? Evlilik Tarihi Neden Önemlidir?
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre eşler arasında yasal mal rejimi, edinilmiş mallara katılma rejimidir. Eşler noterde veya evlenme başvurusu sırasında usulüne uygun bir mal rejimi sözleşmesi yapmadıysa kural budur. Bu rejimde her eşin iki ayrı mal grubu bulunur: edinilmiş mallar ve kişisel mallar.
Genel anlatımla, 01.01.2002 öncesindeki dönem için katkı payı alacağı, 01.01.2002 sonrasındaki dönem için ise edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan katılma alacağı ve değer artış payı alacağı gündeme gelir. Aynı taşınmazın satın alma, kredi ödeme veya inşaat süreci iki döneme yayılmışsa bilirkişi hesabı da iki dönemi ayırarak yapılmalıdır.
Eşler mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı gibi başka bir rejim seçmiş olabilir. Böyle bir sözleşme varsa, dava stratejisi ve hesaplama yöntemi değişir. Sözleşme yoksa, edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır ve kanunun 218 ila 241. maddeleri tasfiyenin omurgasını oluşturur.
Taşınmazın Edinilmiş Mal Mı Kişisel Mal Mı Olduğu Nasıl Belirlenir?
Edinilmiş mal, mal rejiminin devamı süresince karşılığı verilerek elde edilen malvarlığı değeridir. Çalışma karşılığı elde edilen gelirler, sosyal güvenlik ödemeleri, çalışma gücü kaybı tazminatları, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerler kanunda özellikle sayılmıştır. Evlilik içinde maaş, ticari kazanç, kira geliri veya ortak emekle biriktirilen para kullanılarak alınan ev, arsa veya işyeri kural olarak edinilmiş mal kabul edilir.
Kişisel mal ise kanun gereği veya sözleşmeyle kişisel sayılan maldır. Eşlerden birinin evlenmeden önce sahip olduğu taşınmazlar, miras yoluyla gelen mallar, bağışlanan taşınmazlar, manevi tazminat alacakları ve kişisel malların yerine geçen değerler genel olarak kişisel mal niteliğindedir.
Örneğin eşlerden birine babasından miras kalan arsa, sırf evlilik devam ediyor diye otomatik olarak edinilmiş mal olmaz. Ancak bu arsanın kira geliri, aksi sözleşmeyle kararlaştırılmadıkça edinilmiş mal sayılabilir; yine arsanın üzerine evlilik içinde edinilmiş gelirle bina yapılmışsa, diğer eşin alacağı bakımından ayrı bir hesaplama gündeme gelebilir.
Türk Medeni Kanunu’nun ispat kuralı da taşınmaz davalarında önemlidir. Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kişi bunu ispat etmekle yükümlüdür; hangi eşe ait olduğu ispatlanamayan mallar paylı mülkiyet sayılır ve bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir. Bu nedenle “bu ev kişisel malımdı” diyen tarafın miras belgesi, bağış sözleşmesi, satış bedelinin kaynağı, eski taşınmazın satış dekontları, banka hareketleri ve benzeri delillerle iddiasını somutlaştırması gerekir.
Tapu kaydı önemlidir; çünkü malvarlığının kime ait göründüğünü, satış tarihini, edinme sebebini, ipotek veya takyidatları ve bağımsız bölüm bilgilerini gösterir. Fakat tapu kaydı tek başına mal rejimi alacağını ortadan kaldırmaz. Evlilik içinde edinilmiş gelirle alınan bir ev sadece bir eşin adına tescil edilmiş olsa bile, diğer eş yasal koşullar varsa katılma alacağı veya değer artış payı talep edebilir.
Buna karşılık “tapu iptal edilsin, ev benim adıma tescil edilsin” talebi, mal rejimi tasfiyesinin olağan sonucu değildir. Tapu iptal ve tescil talebi ancak mal rejimi dışındaki hukuki nedenlerle, örneğin inançlı işlem, vekalet görevinin kötüye kullanılması, yolsuz tescil, muvazaa veya kişisel malın iadesi gibi ayrı bir hukuki sebebe dayanıyorsa ayrıca tartışılabilir. Bu haller mal rejimi tasfiyesiyle karıştırılmamalıdır. Aynı dosyada terditli şekilde hem tapu iptal/tescil hem de mümkün olmazsa alacak talep edilmesi mümkündür; ancak mahkemenin her talebi hukuki niteliğine göre değerlendirmesi gerekir.
Katılma Alacağı, Değer Artış Payı ve Katkı Payı Arasındaki fark
Boşanmada taşınmaz paylaşımını doğru anlamanın en pratik yolu üç ayrı alacak türünü ayırmaktır: katılma alacağı, değer artış payı alacağı ve katkı payı alacağı. Bunlar birbirine benzer görünse de ispat yükü, hesaplama şekli ve uygulanacak dönem bakımından farklıdır.
Katılma alacağı, edinilmiş mallara katılma rejiminin temel sonucudur. Eşlerden her biri, diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde alacak hakkına sahip olur. Artık değer, edinilmiş malların toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan, eklenecek değerler ve denkleştirme kalemleri dikkate alındıktan sonra bulunan değerdir.
Bu alacak için diğer eşin taşınmazın alımına doğrudan para koyduğunu kanıtlaması şart değildir; taşınmazın edinilmiş mal niteliğinde olması ve hesapta artık değer bulunması yeterli olabilir.
Değer artış payı alacağı ise bir eşin diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunması halinde gündeme gelir. Örneğin eşlerden biri, diğer eş adına kayıtlı eve miras parasını yatırmış veya kendi kişisel malını satarak işyeri alımına doğrudan katkıda bulunmuşsa, katkı oranına göre değer artış payı istenebilir. Burada katkının varlığı ve kaynağı daha güçlü delillerle ispatlanmalıdır.
Katkı payı alacağı ise özellikle 01.01.2002 öncesi mal ayrılığı döneminde edinilen taşınmazlarda gündeme gelen alacak türüdür. Bu dönemde kural olarak eşler kendi malvarlıklarının sahibi sayıldığından, diğer eşin bir taşınmaza yaptığı maddi katkıyı ispat etmesi gerekir. Eski tarihli taşınmazlarda evlenme tarihi, edinme tarihi, 01.01.2002 ayrımı, kredi taksitlerinin hangi dönemde ödendiği ve tarafların gelirleri ayrı ayrı hesaplanır.
Evlilik Birliği İçinde Alınan Ev Nasıl Paylaşılır?
Evlilik içinde alınan konut, en sık rastlanan mal rejimi uyuşmazlığıdır. Konut tapuda sadece bir eşin adına kayıtlı olabilir; kredi diğer eş tarafından ödenmiş olabilir; peşinat bir eşin ailesinden gelmiş olabilir; konut aile konutu olarak kullanılmış olabilir. Bu ihtimallerin her biri hesaplamayı etkiler.
Konut tamamen evlilik içinde kazanılan maaş, ticari gelir veya edinilmiş birikimle alınmışsa, kural olarak edinilmiş maldır. Bu durumda taşınmazın mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut olup olmadığı ve karar tarihine en yakın rayiç değeri önem kazanır.
Krediyle Alınan Evlerde Borç Ve Ödeme Dönemi Nasıl Hesaba Katılır?
Krediyle alınan konutlarda “evi kim aldı?” sorusundan çok “kredi hangi dönemde, hangi gelirle ve hangi oranda ödendi?” sorusu öne çıkar. Çünkü konutun edinme bedelinin bir kısmı peşin, bir kısmı banka kredisiyle karşılanmış olabilir. Kredi taksitlerinin bir bölümü evlilik içinde, bir bölümü boşanma davası açıldıktan sonra veya mal rejimi sona erdikten sonra ödenmiş olabilir.
Boşanma davasının açıldığı tarihten sonra tek başına ödenen kredi taksitleri de dikkatle incelenmelidir. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erdiğinden, dava tarihinden sonraki taksit ödemeleri çoğu zaman tasfiye hesabında farklı değerlendirilir. Bu ödemeler, taşınmazın borcu olarak rayiç değerden indirilebilir veya somut olaya göre borçlu eş lehine dikkate alınabilir. Bu nedenle banka kredi sözleşmesi, ödeme planı, dekontlar, yapılandırma kayıtları ve ipotek bilgileri dosyada mutlaka bulunmalıdır.
Miras Kalan Ev Veya Arsa Boşanmada Paylaşılır Mı?
Miras yoluyla gelen ev, arsa veya işyeri kural olarak kişisel maldır. Eşlerden biri evlilik devam ederken babasından, annesinden veya başka bir miras bırakandan taşınmaz devralmışsa, diğer eş bu taşınmazın değerinin yarısını katılma alacağı olarak isteyemez. Aynı kural bağış yoluyla gelen taşınmazlar için de geçerlidir.
Ancak, miras parasının başka bir taşınmaza yatırıldığı durumlarda ise kişisel mal yerine geçen değer ilkesi uygulanabilir. Örneğin eş, miras kalan arsayı satıp bedeliyle evlilik içinde bir işyeri satın almışsa, yeni işyerinin edinme kaynağı ispatlandığı ölçüde kişisel mal veya kişisel mal katkısı olarak değerlendirilebilir.
Burada ispat zinciri çok önemlidir: miras intikal belgesi, satış sözleşmesi, tapu kayıtları, banka transferleri ve yeni taşınmazın edinme belgeleri birbirini desteklemelidir.
Arsa, Tarla Ve İmarlı Taşınmazlarda Değer Artışı Nasıl Ele Alınır?
Arsa ve tarlalarda sorun çoğu zaman taşınmazın satın alındığı değer ile dava tarihine yakın değer arasındaki büyük farktan kaynaklanır. Evlilik içinde düşük bedelle alınan bir arsa imar değişikliği, yol geçmesi, bölgenin gelişmesi veya projelendirme nedeniyle ciddi değer kazanmış olabilir. Edinilmiş mal niteliği varsa, bu değer artışı da tasfiye hesabında dikkate alınır; çünkü hesapta esas alınan değer kural olarak taşınmazın güncel sürüm değeridir.
Buna karşılık arsa kişisel mal ise, salt piyasa koşulları nedeniyle oluşan değer artışı otomatik olarak diğer eşe pay vermez. Fakat arsa üzerine evlilik içinde yatırım yapılmış, ifraz/tevhit giderleri karşılanmış, altyapı harcamaları yapılmış, imar uygulaması için bedel ödenmiş veya arsa bir projeye sokularak bağımsız bölümler elde edilmişse, kişisel mal ile edinilmiş mal arasındaki katkı-denkleştirme ilişkisi ayrıca değerlendirilir.
Tarla veya arsa satışının boşanma davasından kısa süre önce yapılması da ayrı bir inceleme sebebidir. Satış bedelinin nereye gittiği, olağan aile giderlerine harcanıp harcanmadığı, satışın gerçek bedelle yapılıp yapılmadığı, alıcının akraba veya yakın ilişki içinde olup olmadığı ve diğer eşin katılma alacağını azaltma kastı bulunup bulunmadığı araştırılabilir.
İşyeri, Dükkan, Ofis, Depo Ve Ticari Taşınmazların Paylaşılması
İşyeri niteliğindeki taşınmazlar da mal rejimi tasfiyesine konu olabilir. Dükkan, ofis, depo, atölye, fabrika binası, imalathane, klinik veya büro evlilik içinde edinilmişse ve edinilmiş gelirlerle finanse edilmişse, tapuda hangi eş adına kayıtlı olduğuna bakılmaksızın katılma alacağı tartışılabilir. Taşınmazın ticari faaliyette kullanılması, onun otomatik olarak kişisel mal olduğu anlamına gelmez.
Ancak eşler mal rejimi sözleşmesiyle mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan bazı malvarlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağını kararlaştırmış olabilir. Böyle bir sözleşme varsa, işyeri taşınmazı ve işletme değerleri sözleşme hükümlerine göre ayrıca incelenmelidir.
İşyeri dosyalarında taşınmazın rayiç değeri dışında ticari defterler, amortisman kayıtları, kira sözleşmeleri, banka kredileri, şirket ortaklık yapısı, demirbaşlar ve işletme gelirleri de gündeme gelebilir. Fakat taşınmazın mal rejimi tasfiyesine konu olması ile işletmenin ticari kazancının veya şirket değerinin tasfiyesi birbirinden ayrılmalıdır. Bir dükkan tapuda eş adına kayıtlıysa taşınmaz olarak; bir şirketin bilançosunda kayıtlıysa şirket malvarlığı olarak farklı değerlendirilir.
Şirket Adına Kayıtlı Taşınmazlar: Boşanma Aşamasındaki Eş Doğrudan Şirket Malına El Koyabilir Mi?
Boşanma davalarında karşılaşılan durumlardan birisi de; taşınmazın eşin değil, eşin ortağı olduğu şirketin adına kayıtlı olmasıdır. Örneğin aile şirketi adına kayıtlı fabrika binası, arsa, ofis veya dükkan bulunabilir. Buna bağlı olarak taraflar, şirketin aslında eşinin olduğunu ve şirket taşınmazlarına tedbir konulmasına veya bunların paylaşılmasına karar verilmesini isteyebilir.
Bu tür durumlarda; her dosyanın, ayrı bir somut olayı ele aldığını ve bu bağlamda bu soruya verilecek cevabın uyuşmazlığın niteliklerine göre değişebileceğini özellikle belirtmek gerekir.
Ancak genel olarak bakıldığında mahkemelerin; mal rejiminin tasfiyesinde tasfiye konusu malın davalı eşin şirket hissesi ve bu hisseye bağlı malvarlıksal haklar olduğu, şirketin ayrı tüzel kişiliğe sahip üçüncü kişi konumunda bulunduğu, bu nedenle şirket adına kayıtlı malvarlığına ayrıca ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğine yönelik hüküm kurduğu görülmektedir.
Eşin şirket hissesi edinilmiş mal niteliğinde olabilir ve hisse değeri üzerinden alacak hesabı yapılabilir. Fakat şirket adına kayıtlı arsa, bina veya işyeri doğrudan eşin kişisel taşınmazı gibi değerlendirilmez.
Ancak muvazaa, mal kaçırma, şirket perdesinin kötüye kullanılması, şirket payının gerçek değerinin saklanması veya eşin şirket üzerinden yaptığı tasarruflar somut delillerle ileri sürülebilir. Fakat bu durumda dahi tedbir ve tasfiye talebine ilişkin hükümler şirketin ayrı tüzel kişiliği dikkate alınarak kurulacaktır.
Aile Konutu Şerhi Taşınmaz Paylaşımını Değiştirir Mi?
Aile konutu, eşlerin ortak yaşamını sürdürdüğü konuttur. Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesi uyarınca eşlerden biri, diğer eşin açık rızası olmadıkça aile konutuyla ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Tapuya aile konutu şerhi verilmesi, üçüncü kişilere karşı korumayı güçlendiren önemli bir araçtır.
Fakat aile konutu şerhi ile mal rejimi alacağı aynı şey değildir. Aile konutu şerhi, evlilik devam ederken konutun rızasız devrini ve hak sınırlamalarını önlemeye yarar. Boşanma sonrası mal rejimi tasfiyesinde ise konutun edinilmiş mal mı kişisel mal mı olduğu, kredi ve katkı hesapları, rayiç değer ve borçlar incelenir. Dolayısıyla aile konutu şerhi bulunması tek başına diğer eşe tapunun yarısını vermez; şerh bulunmaması da mal rejimi alacağını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Uygulamada aile konutu özellikle tedbir, oturma hakkı, rızasız satışın önlenmesi ve boşanma davası süresince barınma bakımından önem taşır. Eğer eşlerden biri aile konutunu satmaya, ipotek etmeye veya üçüncü kişiye devretmeye hazırlanıyorsa, boşanma ve mal rejimi sürecinden bağımsız olarak hızlı hukuki koruma istenmesi gerekebilir.
Boşanmadan Önce Taşınmazın Satılması Veya Devredilmesi Ve Mal Kaçırma İddiası
Eşlerden birinin boşanma öncesi evi, arsayı veya işyerini kardeşine, anne-babasına, yeni partnerine ya da güvendiği üçüncü kişiye devretmesi sık karşılaşılan bir durumdur.
Her satış otomatik olarak mal kaçırma değildir; ancak satış tarihi, satış bedeli, alıcının yakınlığı, bedelin gerçekten ödenip ödenmediği ve paranın nereye gittiği incelenir.
Türk Medeni Kanunu’nun 229. maddesi, mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan olağan hediyeler dışındaki karşılıksız kazandırmaları ve mal rejimi devam ederken diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirleri “eklenecek değer” olarak dikkate alır.
Bu, her zaman tapunun geri döneceği anlamına gelmez; çoğu durumda devir geçerliliğini korur, fakat taşınmazın değeri artık değer hesabına kağıt üzerinde eklenir.
Borçlu eşin malvarlığı katılma alacağını karşılamazsa, bazı koşullarda üçüncü kişilere karşı dava imkanı da vardır. TMK 241’e göre alacaklı eş veya mirasçıları, edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden eksik kalan miktarla sınırlı olarak isteyebilir; dava hakkı öğrenmeden itibaren bir yıl ve her halde mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıl içinde düşer.
Bu nedenle mal kaçırma iddiasında yalnızca “eşim evi sattı” demek yeterli değildir. Tapu devri, gerçek satış bedeli, banka hareketleri, alıcının ödeme gücü, rayiç değer, satıştan sonra paranın kullanımı, tarafların boşanma sürecine girip girmediği ve davanın üçüncü kişiye ihbarı gibi teknik adımlar dikkatle yürütülmelidir.
İhtiyati Tedbir: Boşanma Davasında Taşınmazın Satılması Nasıl Engellenir?
Mal rejimi davasında en büyük risk, dava devam ederken taşınmazın satılması veya üzerinde ipotek, haciz, intifa, kira şerhi gibi işlemler yapılmasıdır. Bu nedenle şartları varsa ihtiyati tedbir istenebilir. HMK 389’a göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme hakkın elde edilmesini önemli ölçüde zorlaştıracak veya tamamen imkansız kılacaksa, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
Tedbir talebi somutlaştırılmalıdır. Hangi taşınmaz için tedbir istendiği, tapu bilgileri, edinme tarihi, mal rejimiyle ilgisi, satış veya devretme riski ve talep edilen alacakla bağlantısı açıklanmalıdır. Mahkeme her taşınmaza otomatik tedbir koymaz; tedbirin ölçülü, uyuşmazlık konusuyla bağlantılı ve hukuki yararı karşılar nitelikte olması gerekir.
Şirket adına kayıtlı taşınmazlarda tedbir istenirken ayrıca dikkatli olunmalıdır. irketin üçüncü kişi ve ayrı tüzel kişilik olması nedeniyle, mal rejimi tasfiyesinde şirket adına kayıtlı malvarlığına ayrıca ihtiyati tedbir konulamayacağı kabul edilmiştir. Bu tür dosyalarda hedef genellikle şirket taşınmazı değil, eşin şirket hissesi ve hisseye bağlı ekonomik haklarıdır.
Mal Paylaşımına Yönelik Dava Ne Zamana Kadar Açılabilir?
Mal rejiminden kaynaklanan katılma alacağı ve değer artış payı alacağı bakımından uygulamada genel zamanaşımı süresi olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesindeki on yıllık süre esas alınır. TBK 146, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her alacağın on yıllık zamanaşımına tabi olduğunu düzenler.
Sürenin başlangıcı somut dosyanın niteliğine göre tartışma konusu olabilir, uygulamada çoğunlukla boşanma hükmünün kesinleşmesi tarihi esas alınır. Bununla birlikte yabancı boşanma kararının tanınması, ek dava, ıslah, belirsiz alacak davası, önce açılmış davanın akıbeti ve tarafların zamanaşımı def’i gibi noktalar sonucu etkileyebilir.
Mal kaçırma ve üçüncü kişilere karşı taleplerde ise TMK 241’de özel hak düşürücü süreler öngörülmüştür: öğrenmeden itibaren bir yıl ve her halde mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıl.
Bu süreler zamanaşımı gibi def’i değil, hak düşürücü süre niteliğinde değerlendirildiğinden daha hassas ele alınmalıdır.
Boşanma Durumunda Kooperatif Üyeliği, Henüz Tapuya Dönüşmemiş Haklar ve Yarım İnşaatlar Yönünden Hangi Yol İzlenir?
Boşanma sırasında taşınmaz henüz tapuya dönüşmemiş olabilir. Kooperatif üyeliği, kat irtifakı kurulmamış bağımsız bölüm, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan hak, maketten satış sözleşmesi veya henüz teslim edilmemiş ofis/konut projesi buna örnektir. Bu haklar da ekonomik değer taşıyorsa mal rejimi tasfiyesinde dikkate alınabilir.
Uygulamada; kooperatif ödemelerinin hangi dönemde yapıldığı, üyeliğin ne zaman kazanıldığı, tahsis edilen bağımsız bölümün mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut olup olmadığı ve karar tarihine yakın değeri önemlidir. Evlilikten önce başlayan kooperatif üyeliğinde evlilik öncesi ödemeler kişisel mal katkısı olarak ayrılabilir; evlilik içi ödemeler edinilmiş mal sayılabilir; boşanma davası sonrasındaki ödemeler ise ayrıca hesaplanır.
Yarım inşaatlarda da aynı mantık geçerlidir. Mahkeme taşınmazı bitmiş haline göre değil, mal rejiminin sona erdiği tarihteki inşaat seviyesine göre değerlendirmelidir. Bu nedenle fotoğraflar, belediye ruhsatları, hakedişler, yapı denetim kayıtları, elektrik-su abonelikleri, müteahhit sözleşmeleri ve tanık beyanları inşaat seviyesinin ispatında kritik olabilir.
S.S.S (SIKÇA SORULAN SORULAR)
1.Boşanınca ev otomatik olarak yarı yarıya mı paylaşılır?
Hayır. Boşanma kararıyla evin tapusu kendiliğinden yarı yarıya bölünmez. Evlilik içinde edinilmiş gelirle alınan bir ev varsa, diğer eş çoğu zaman tapu payı değil, katılma alacağı veya değer artış payı adı altında para alacağı talep eder. Tapu devri ancak özel hukuki sebepler veya kanuni istisnalar varsa gündeme gelir.
2.Tapu eşimin adına kayıtlıysa benim hiç hakkım yok mu?
Hayır. Tapunun eşiniz adına olması tek başına hakkınız olmadığı anlamına gelmez. Taşınmaz evlilik içinde edinilmiş gelirle alınmışsa veya sizin kişisel malınız/gelirinizle katkı yapılmışsa, yasal koşullara göre alacak talep edilebilir. Ancak bu alacak kural olarak tapu iptali değil, para alacağı şeklinde hükme bağlanır.
3.Ev benim adıma kayıtlıysa eşim mutlaka alacak kazanır mı?
Mutlaka değil. Evin evlilikten önce alındığını, miras veya bağış yoluyla geldiğini ya da kişisel mal yerine geçen değerle edinildiğini ispatlayabiliyorsanız, taşınmaz tamamen veya kısmen kişisel mal sayılabilir. Yine de kişisel malın gelirleri, evlilik içindeki kredi ödemeleri veya yapılan iyileştirmeler ayrı hesaplanabilir.
4.Miras kalan ev boşanmada paylaşılır mı?
Miras kalan ev veya arsa kural olarak kişisel maldır ve doğrudan paylaşılmaz. Ancak miras malının kira gelirleri, satış bedeliyle alınan yeni taşınmazlar veya miras taşınmaza evlilik içinde yapılan yatırımlar bakımından katılma alacağı/değer artış payı tartışılabilir.
-
Evlilik içinde krediyle alınan evde hesap nasıl yapılır?
Krediyle alınan evlerde peşinatın kaynağı, kredi taksitlerinin hangi dönemde ödendiği, boşanma dava tarihinden sonra kalan borç, ipotek ve taşınmazın karara en yakın rayiç değeri birlikte hesaplanır. Evlilik içi ödemeler edinilmiş mal hesabına dahil olabilir; dava tarihinden sonraki borçlar ise ayrıca düşülür veya denkleştirilir.
-
Boşanma davası açıldıktan sonra ödediğim kredi taksitleri ne olur?
Boşanma davası açıldığında mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. Bu tarihten sonra tek başına ödenen kredi taksitleri genellikle evlilik içi edinilmiş değer gibi değerlendirilmez; taşınmazın borcu veya ödeyen eş lehine dikkate alınabilecek bir kalem olarak incelenir. Banka kayıtları ve ödeme dekontları bu nedenle önemlidir.
-
Aile konutu şerhi varsa evin yarısı benim olur mu?
Aile konutu şerhi, evlilik devam ederken konutun diğer eşin açık rızası olmadan devredilmesini veya üzerinde hak sınırlaması yapılmasını engellemeye yarar. Şerh, mal rejimi hesabında tek başına tapu payı vermez. Katılma alacağı yine taşınmazın edinilmiş mal/kişisel mal niteliğine göre belirlenir.
-
Eşim evi boşanmadan önce akrabasına sattı. Ne yapabilirim?
Satışın gerçek olup olmadığı, bedelin ödenip ödenmediği, rayiç değerle uyumu, alıcının yakınlığı ve satıştan elde edilen paranın nereye gittiği araştırılabilir. Koşulları varsa TMK 229 kapsamında eklenecek değer, muvazaa iddiası, ihtiyati tedbir ve TMK 241 kapsamında üçüncü kişiye karşı talep seçenekleri değerlendirilebilir.
-
Arsa evlilikten önce eşimin üzerineydi, ama evi evlilikte yaptık. Hak doğar mı?
Doğabilir. Arsa kişisel mal olarak kalabilir; fakat evlilik içinde edinilmiş gelirlerle yapılan bina veya iyileştirme nedeniyle değer artış payı ya da katılma alacağı gündeme gelebilir. İnşaatın hangi tarihte hangi seviyede olduğu ve hangi kaynakla finanse edildiği bilirkişi incelemesiyle belirlenir.
-
İşyeri veya dükkan paylaşılır mı?
Evet, işyeri niteliğindeki taşınmaz da evlilik içinde edinilmiş mal niteliğindeyse mal rejimi tasfiyesine konu olabilir. Taşınmazın ticari faaliyette kullanılması tek başına kişisel mal olduğu anlamına gelmez. Ancak taşınmaz şirket adına kayıtlıysa durum değişir; genellikle şirket taşınmazı değil, eşin şirket hissesi ve bu hissenin değeri incelenir.
-
Şirket adına kayıtlı taşınmazlara tedbir konulabilir mi?
Mal rejimi tasfiyesinde şirket ayrı tüzel kişilik ve üçüncü kişi kabul edildiğinden, şirket adına kayıtlı malvarlığına ayrıca ihtiyati tedbir konulamaz. Talep çoğu zaman eşin şirket hissesi ve hisseye bağlı ekonomik hakları üzerinden kurulmalıdır.
-
Mal paylaşımı davasını boşanma davasıyla birlikte açabilir miyim?
Açılabilir; ancak boşanma kesinleşmeden mal rejimi tasfiyesi nihai olarak sonuçlandırılamaz. Mahkeme genellikle boşanma davasının kesinleşmesini bekletici mesele yapar. Tedbir ihtiyacı varsa mal rejimi davasının erken açılması pratik fayda sağlayabilir.
-
Mal paylaşımı davası için süre nedir?
Katılma alacağı ve değer artış payı bakımından uygulamada genel olarak TBK 146’daki on yıllık zamanaşımı dikkate alınır ve çoğu dosyada boşanma kararının kesinleşmesi tarihi esas alınır. Ancak üçüncü kişilere karşı TMK 241 taleplerinde öğrenmeden itibaren bir yıl ve her halde mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıl gibi özel hak düşürücü süreler vardır.
-
Anlaşmalı boşanma protokolünde “mal talebimiz yoktur” yazarsa sonradan dava açabilir miyim?
Bu sorunun cevabı protokolün içeriğine, feragatin açık olup olmadığına, hangi taşınmazların düzenlendiğine ve tarafların iradesine göre değişir. Taşınmazlar tek tek yazılmış ve mal rejimi alacaklarından açıkça feragat edilmişse sonradan dava açmak zorlaşır. Belirsiz veya eksik protokollerde ise uyuşmazlık çıkabilir.
-
Bilirkişi raporuna nasıl itiraz edilir?
Bilirkişi raporuna itiraz ederken değerleme tarihinin doğru olup olmadığı, emsal taşınmazların uygunluğu, kredi borcunun doğru düşülüp düşülmediği, kişisel mal katkılarının ayrılıp ayrılmadığı, inşaat seviyesinin doğru alınıp alınmadığı ve TMK 229 eklenecek değerlerinin hesaba katılıp katılmadığı somut şekilde gösterilmelidir.
-
Boşanmada taşınmaz paylaşımı davası ne kadar sürer?
Süre; boşanma davasının kesinleşip kesinleşmediğine, taşınmaz sayısına, kredi ve şirket kayıtlarının toplanmasına, bilirkişi incelemesine, istinaf/temyiz sürecine ve tarafların itirazlarına göre değişir. Taşınmaz, şirket hissesi, kooperatif üyeliği veya mal kaçırma iddiası bulunan dosyalar genellikle daha teknik ve uzun sürelidir.
Bu metin, avberkebalaban.com web sayfasında yayımlanabilecek şekilde; mevzuat ve içtihatlar ile diğer idari kurum açıklamaları dikkate alınarak hazırlanmıştır. Yazı, web sayfasına eklendiği tarih itibarıyla genel bilgilendirme amacı taşır ve sonrasında meydana gelebilecek yasal değişiklikler ile somut olayların niteliği, tebligat tarihleri, mevcut deliller gibi diğer hususlar ilgilerce ayrıca değerlendirilmelidir.
