İnşaat Sigortası

İnşaat Sigortası

İçerik
1. İnşaat Sigortası (İnşaat All Risks Sigortası)

İnşaat Sigortası (İnşaat All Risks Sigortası)

İnşaat projeleri, bir yandan yüksek yatırım değerine sahip fiziki varlıkların üretildiği, diğer yandan çok sayıda işçi, alt yüklenici, tasarımcı, tedarikçi, iş makinesi ve üçüncü kişinin aynı sahada faaliyet gösterdiği projelerdir.

Bu nedenle bir şantiye kazası yalnızca bir hasar dosyası doğurmaz; aynı olaydan eser sözleşmesi hükümleri, iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri, sosyal güvenlik rücu talepleri, haksız fiil sorumluluğu, ceza sorumluluğu, mesleki sorumluluk ve sigorta hukuku aynı anda etkilenebilir.

İnşaat Sigortası, şantiyede alınması gereken teknik ve hukuki önlemlerin yerine geçen bir kurum değildir. Aksine, doğru teminat ancak doğru sözleşme kurgusu, doğru risk bildirimi, doğru şantiye yönetimi ve doğru hasar dosyası ile etkili hale gelir. Özellikle İnşaat All Risks sigortası poliçelerinde hasarın ani, beklenmeyen ve poliçe süresi içinde gerçekleşmiş olması; mesleki sorumluluk poliçelerinde ise zararın poliçede tanımlanan mesleki faaliyetle bağlantısının kurulabilmesi gerekir. Buna karşılık, iş kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında sigorta teminatının varlığı işverenin veya asıl işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.

İnşaat All Risk Sigortası ve Mesleki Sorumluluk Teminatları

İnşaat Sigortası Genel Şartları, poliçede gösterilen değerlerin inşaat sahasında bulunduğu sırada, istisna edilmeyen ve önceden bilinmeyen ani bir sebeple maddi hasara uğraması hususunu teminat kavramının merkezine almıştır. Bu sigorta, kural olarak işin kendisine, yani inşa edilen yapıya, şantiyedeki malzemeye ve poliçede ayrıca yazılmışsa geçici tesislere, inşaat makinelerine, ekipmanlara, enkaz kaldırma giderlerine ve üçüncü kişilere karşı sorumluluk risklerine ilişkindir.

Genel şartlar ve özel şartlar birlikte okunmalıdır. Plan, proje veya hesap hatası; ayıplı malzeme ve ayıplı işçilik; işletme zararı, gecikme, kar kaybı, cezai şart, işin durması gibi netice zararları; tamamlanmış veya iş sahibine teslim edilmiş kısımlar; motorlu araçlar; savaş, nükleer risk ve kasıt gibi alanlar çoğu kez teminat dışında ya da ancak ek sözleşme ve klozlarla teminat içinde olabilir.

Mesleki sorumluluk sigortası ise farklı bir riski ele alır. Mimar, mühendis, yapı denetim kuruluşu, proje müellifi, teknik müşavir, şantiye yönetim danışmanı veya benzeri meslek mensuplarının mesleki faaliyetleri sırasında verdikleri zararlardan doğan tazminat talepleri bu poliçenin konusunu oluşturabilir. Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, teminatı poliçede sınırları çizilen mesleki faaliyetle ilişkilendirir; ayrıca olay esaslı, talep esaslı veya her ikisini birden içeren teminat senaryolarına imkan tanır. İnşaat alanında bu ayrım kritik önemdedir, zira proje hatasının etkisi çoğu zaman poliçe döneminden sonra ortaya çıkar.

İşveren sorumluluk sigortası, iş kazası nedeniyle işverenin işçilere veya mirasçılarına karşı doğabilecek hukuki sorumluluğuna ilişkindir. Genel şartlara göre teminat, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sağlanan yardımların üstündeki veya dışında kalan talepler ile Kurumun rücu taleplerini poliçede yazılı limitler dahilinde karşılayabilir. Buna karşılık, manevi tazminat, meslek hastalığı, işçilerin işe götürülüp getirilmesi sırasında gerçekleşen kazalar veya yurt dışındaki iş kazaları gibi alanlar poliçede açıkça kararlaştırılmadıkça dışarıda kalabilir. İnşaat sahasında en sık karşılaşılan hata, işçi yaralanması riskinin üçüncü şahıs mali mesuliyet poliçesiyle karşılanacağı varsayımıdır. Oysa üçüncü şahıs poliçeleri çoğu kez sigortalının hizmetinde çalışanları üçüncü kişi saymaz.

Üçüncü şahıslara karşı mali mesuliyet sigortası ise komşu taşınmaz malikinin, yoldan geçen kişinin, saha dışındaki araç veya yapı sahibinin uğradığı zararlar bakımından önem taşır. Şantiye vinciyle komşu binanın cephesine zarar verilmesi, kazı nedeniyle yandaki parselde oturma meydana gelmesi veya şantiye girişindeki güvenlik eksikliği nedeniyle üçüncü kişinin yaralanması bu çerçevede değerlendirilebilir. Bununla birlikte, üçüncü kişi teminatı da limit, muafiyet, saha tanımı, poliçe dönemi, hizmet ilişkisi istisnası ve emanet/gözetim altındaki mallar istisnası gibi kayıtlarla sınırlıdır.

Sigorta, Eser Sözleşmesi ve İş Sağlığı Güvenliği

Türk Ticaret Kanunu sigorta sözleşmesini, prim karşılığında para ile ölçülebilir bir menfaatin riziko gerçekleştiğinde sigortacı tarafından güvence altına alınması olarak tanımlar. İnşaat projelerinde bu menfaat tek kişiye ait olmayabilir. İş sahibi, yüklenici, alt yüklenici, finansman kuruluşu, proje müellifi, hatta bazı durumlarda tedarikçi aynı risk çevresinin içinde yer alır. Bu sebeple poliçede sigortalı, sigorta ettiren, menfaat sahibi, lehtar, ek sigortalı ve zarar ödeme muhatabı kavramları açık yazılmalıdır.

Sorumluluk sigortalarında Türk Ticaret Kanunu m.1478 zarar görene doğrudan sigortacıdan talepte bulunabilme imkanı verir. Bu düzenleme, özellikle üçüncü şahıs mali mesuliyet, işveren sorumluluk ve mesleki sorumluluk sigortalarında önemlidir. Ancak doğrudan talep hakkı, poliçe limitini, muafiyeti, teminat dışı halleri veya zamanaşımı kurallarını ortadan kaldırmaz. Zarar gören, sigortacıya başvurduğunda yine sigortalının hukuki sorumluluğunu, olay ile zarar arasındaki illiyet bağını ve poliçe teminatının varlığını göstermek zorundadır.

Türk Borçlar Kanunu inşaat sözleşmelerini çoğunlukla eser sözleşmesi hükümleriyle ele alır. Yüklenici bir eseri meydana getirmeyi, iş sahibi ise bedel ödemeyi üstlenir. Eserin ayıplı olması, işin projeye veya fen ve sanat kurallarına aykırı yürütülmesi, iş programının aksaması ya da güvenli olmayan bir imalatın ortaya çıkması halinde iş sahibinin TBK m.473 ve m.475 çerçevesinde müdahale, onarım, bedelden indirim, sözleşmeden dönme veya tazminat isteme hakları gündeme gelebilir. İş sahibinin hakları sadece sigorta poliçesine değil, yükleniciyle yaptığı sözleşmeye, teknik şartnameye, kabul tutanaklarına ve varsa teminat mektuplarına da dayanır.

İş kazaları bakımından TBK m.417 ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu birlikte değerlendirilir. TBK m.417, işverenin işçinin kişiliğini koruma ve işyerinde gerekli önlemleri alma borcunu özel olarak düzenler. 6331 sayılı Kanun m.4 ise işverenin iş sağlığı ve güvenliğini sağlama, riskleri önleme, eğitim ve talimat verme, organizasyon kurma, uygun araç ve gereç sağlama, alınan önlemlere uyulup uyulmadığını izleme ve aykırılıkları giderme yükümlülüklerini ayrıntılandırır. İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin dışarıdan alınması işverenin sorumluluğunu kaldırmaz; çalışanların kendi yükümlülükleri de işverenin sorumluluğunu bertaraf etmez.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.13 iş kazasının sosyal güvenlik hukuku bakımından kapsamını belirler. Kaza, işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelmiş, sigortalıyı bedenen ya da ruhen zarara uğratmış olmalıdır. İşveren bakımından önemli bir usul yükümlülüğü de bildirime ilişkindir: iş kazası kolluk kuvvetlerine derhal, Sosyal Güvenlik Kurumuna ise mevzuatta öngörülen süre içinde, uygulamada üç iş günü içinde bildirilmelidir. Bildirim yükümlülüğünün ihlali idari yaptırımlara ve bazı hallerde Kurum alacaklarının işverene yükletilmesine sebep olabilir.

Asıl işveren-alt işveren ilişkisi, inşaat projelerinin en sorunlu alanlarından biridir. 4857 sayılı İş Kanunu m.2 ve 5510 sayılı Kanun m.12/6, şartları oluştuğunda asıl işverenin alt işverenin işçilerine karşı müteselsil sorumluluğunu gündeme getirir.

İşçilerin Yaralanması Halinde Ortaya Çıkan Hukuki Durumlar

İnşaat sahasında işçi yaralanmasıyla sonuçlanan olaylar çoğunlukla yüksekten düşme, iskele ve kalıp çökmesi, kazı göçüğü, elektrik çarpması, kaldırma ekipmanı kazası, iş makinesi çarpması, malzeme düşmesi veya kapalı alan çalışmasındaki gaz ve oksijen riskleri şeklinde ortaya çıkar. Bu olayların her biri önce hayat ve sağlık güvenliği perspektifiyle yönetilmelidir. Yaralıya hızlı müdahale, acil sağlık hizmetlerinin çağrılması, tehlikenin devam etmesi halinde alanın güvenli hale getirilmesi, olay yerinin makul ölçüde korunması ve tanıkların belirlenmesi ilk aşamada önemlidir. Bu aşama yalnızca insani bir görev değil, ileride açılabilecek tazminat, rücu ve ceza dosyaları bakımından da delil yönetimidir.

Bir iş kazası meydana geldiğinde işverenin hukuki sorumluluğu kusur temeline dayansa da, iş sağlığı ve güvenliği kurallarının genişliği nedeniyle kusurun değerlendirilmesi oldukça sıkıdır. İşveren yalnızca mevzuatta yazılı tedbirleri değil, bilimsel ve teknik gelişmelerin gerektirdiği makul önlemleri de almak zorundadır. Risk değerlendirmesi yapılmaması, yüksekte çalışmada toplu koruma yerine yetersiz kişisel koruyucu donanım kullanılması, iskele periyodik kontrolünün eksik olması, kazı destekleme projesinin bulunmaması, eğitim kayıtlarının şekli kalması veya alt yüklenici koordinasyonunun sağlanmaması kusur oranını ağırlaştırabilir.

Yaralanan işçi, geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, tedavi ve bakım giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücü kaybı ve manevi tazminat talep edebilir. Ağır yaralanma veya ölüm halinde destekten yoksun kalma tazminatı ve yakınların manevi tazminat talepleri gündeme gelir. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemeler zarar hesabında mahsup edilir; ancak Kurumun karşılamadığı zarar kalemleri için işveren, asıl işveren, alt işveren veya kusurlu üçüncü kişiler aleyhine dava açılabilir. Ayrıca Kurum, iş kazasının işverenin kastı, iş sağlığı ve güvenliği kurallarına aykırılığı ya da kusuru nedeniyle meydana geldiğini ileri sürerek rücu davası açabilir.

İş kazasında ceza sorumluluğu ile özel hukuk sorumluluğu birbirinden ayrıdır. TCK m.85 taksirle öldürme, TCK m.89 taksirle yaralama hükümleri yönünden soruşturma açılabilir. Sorumluluğun muhatabı şirketin kendisi değil, kusuru bulunan gerçek kişilerdir: şantiye şefi, işveren vekili, proje müdürü, teknik nezaretçi, iş güvenliği uzmanı, ekip başı veya karar alma yetkisi bulunan yönetici somut olayda incelenebilir. Bir kişinin idari unvanı tek başına mahkûmiyet için yeterli olmadığı gibi, unvanın olmaması da fiili yönetim ve talimat ilişkisi varsa sorumluluğu engellemez. Bu nedenle şantiye organizasyon şeması, görev tanımları, günlük talimatlar ve denetim kayıtları ceza dosyasında önem kazanır.

İşveren sorumluluk sigortası bu noktada riskin mali sonuçlarını hafifletebilir. Ancak teminatın işleyebilmesi için poliçede işyeri, faaliyet konusu, işçi sayısı, alt yüklenici çalışanlarının durumu, işin niteliği ve özel şartlar doğru gösterilmiş olmalıdır. Çalışan sayısının gerçeğe aykırı bildirilmesi, rizikonun ağırlaşmasına rağmen sigortacıya bilgi verilmemesi veya poliçe kapsamı dışında kalan bir faaliyet nedeniyle kaza meydana gelmesi teminat tartışmasına yol açabilir. Manevi tazminat taleplerinin ve meslek hastalıklarının poliçede ayrıca teminat altına alınıp alınmadığı da mutlaka kontrol edilmelidir.

İşçi yaralanması iş sahibini de ilgilendirir. İş sahibi doğrudan işveren değilse dahi, şantiye üzerindeki fiili hakimiyet, iş programına müdahale, güvenlik kurallarının belirlenmesi, alt yüklenicilerin seçimi, denetim yetkisinin yoğunluğu ve sözleşme yapısı onun sorumluluk riskini etkiler. İş sahibi, yalnızca sözleşmeye “iş güvenliği yükleniciye aittir” yazmakla güvenli bir konuma gelmez; gerekli hallerde işin durdurulmasını istemeli, uygunsuzlukları yazılı bildirmeli ve sözleşmesel denetim haklarını etkin kullanmalıdır.

Bu başlık altında dikkat edilmesi gereken üçüncü sonuç, iş kazası ile sigorta hasarının aynı olaydan doğabileceğidir. Örneğin kalıp çökmesi hem işçilerin yaralanmasına, hem dökülen betonun ve kalıp sisteminin hasarına, hem de komşu taşınmazda zarara yol açabilir. Bu durumda işveren sorumluluk poliçesi, inşaat bütün riskler poliçesi ve üçüncü şahıs mali mesuliyet poliçesi birlikte gündeme gelir. Olay tek olmakla birlikte talep türleri farklıdır: işçinin tazminat talebi bedensel zarar esaslıdır; iş sahibinin talebi eser ve malvarlığı hasarı esaslıdır; komşu malikinin talebi üçüncü kişi zararıdır. Hasar dosyaları bu ayrımları koruyacak şekilde hazırlanmalıdır.

İnşaat sırasında meydana gelen kazalarda iş sahibinin hakları

İnşaat sırasında meydana gelen bir kaza, iş sahibinin finansal menfaatini doğrudan etkiler. Yangın, sel, fırtına, hırsızlık, göçük, iskele devrilmesi, vinç kazası, beton döküm hatası, komşu yapıda hasar veya şantiyedeki malzemelerin zayi olması işin tamamlanma süresini ve maliyetini değiştirir.

İş sahibinin ilk hak kaynağı yükleniciyle imzaladığı sözleşmedir. Sözleşmede riskin kime ait olduğu, sigortayı kimin yaptıracağı, muafiyetin kim tarafından üstlenileceği, geçici ve kesin kabulün sonuçları, bakım devresi yükümlülükleri, gecikme cezaları ve teminat mektuplarının hangi şartlarda nakde çevrilebileceği açık düzenlenmelidir.

Eser sözleşmesi hükümleri iş sahibine imalat süreci içinde de hak tanır. TBK m.473/2 uyarınca, eserin ayıplı veya sözleşmeye aykırı biçimde yapılacağının açıkça anlaşılması halinde iş sahibi yükleniciye uygun süre vererek aykırılığın giderilmesini isteyebilir; süre sonunda sonuç alınmazsa, masrafı yükleniciye ait olmak üzere işi üçüncü kişiye yaptırma veya sözleşme çerçevesinde diğer haklarını kullanma yoluna gidebilir. Bu düzenleme sigorta hasarından bağımsızdır; iş sahibi, tehlikeli veya ayıplı bir imalatın sigorta poliçesinden nasıl karşılanacağını beklemek zorunda değildir. Öncelik, projenin güvenli ve sözleşmeye uygun tamamlanmasıdır.

İş sahibi, kaza sonucu eserde zarar meydana gelmişse sigorta poliçesine dayanabilir. Bunun için poliçede iş sahibinin sigortalı, ek sigortalı, menfaat sahibi veya zarar ödeme muhatabı olarak yer alması büyük önem taşır. Aksi halde iş sahibi, hasar tazminatının yükleniciye ödenmesi ve kendi zararının sözleşme hükümleriyle giderilmesi gibi daha dolaylı bir yola zorlanabilir. Özellikle finansman kullanılan projelerde kredi veren kuruluşların daini mürtehin veya loss payee olarak gösterilmesi de tazminatın dağıtımını etkileyebilir.

Hasar anında iş sahibinin en kritik görevi, haklarını koruyacak belge düzenini kurmaktır. Poliçedeki bildirim süresine uyulmalı, hasarın büyümesini önleyici makul tedbirler alınmalı, fotoğraf ve video kaydı yapılmalı, şantiye günlükleri, hava durumu verileri, vardiya çizelgeleri, malzeme irsaliyeleri, teknik çizimler, kabul ve kontrol tutanakları, bakım kayıtları, güvenlik kamera kayıtları ve tanık listeleri dosyaya eklenmelidir. İnşaat Sigortası Genel Şartları, hasarın öğrenilmesinden sonra gecikmeksizin bildirim yapılmasını, kurtarma ve koruma önlemlerinin alınmasını, delil ve belgelerin sağlanmasını, sigortacının incelemesine imkan verilmesini ve sigortacının rücu hakkını koruyacak belgelerin temin edilmesini öngörür.

İş sahibinin hakları sigorta tazminatı ile sınırlı değildir. Sigortacı, poliçe dışı bir gerekçeyle ödeme yapmazsa veya muafiyet ve limit nedeniyle zarar tam karşılanmazsa, iş sahibi yükleniciye, alt yükleniciye, tasarımcıya, yapı denetim kuruluşuna veya kusurlu üçüncü kişiye sözleşme, haksız fiil veya mesleki sorumluluk hükümlerine dayanarak başvurabilir. Yüklenicinin sigorta yaptırma borcunu eksik yerine getirmesi, poliçeyi zamanında yenilememesi, gerekli klozları almaması veya sigortacıya yanlış bilgi vermesi ayrıca sözleşmeye aykırılık oluşturabilir.

İş sahibinin komşu maliklerine veya üçüncü kişilere karşı sorumluluk riski de unutulmamalıdır. TBK m.69 yapı malikinin yapıdaki yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden doğan zararlardan sorumluluğunu düzenler ve rücu hakkını saklı tutar. İnşaat aşamasında yapı henüz tamamlanmamış olsa dahi, kazı, istinat, drenaj, geçici yol, iskele, vinç veya çevre güvenliği kaynaklı zararlar iş sahibine yöneltilebilir. İş sahibi bu tür iddialarda üçüncü şahıs mali mesuliyet teminatını, yükleniciye rücu hükümlerini ve yapı denetim/mesleki sorumluluk bağlantılarını birlikte değerlendirmelidir.

İş sahibinin özellikle dikkat etmesi gereken alanlardan biri geçici kabul, teslim ve bakım devresidir. İnşaat bütün riskler teminatı çoğu poliçede inşaatın teslimi, kullanıma açılması veya geçici kabulü ile daralır; bakım devresi teminatı ise her hasarı değil, çoğunlukla bakım yükümlülüğü sırasında yüklenicinin sorumluluk alanından kaynaklanan zararları karşılar.

İnşaat Sigortası ve Risk Poliçelerine Dayalı Hak Taleplerinin Hazırlanması

İnşaat sigorta ve risk poliçelerine dayalı hak talepleri, hasar gerçekleştikten sonra başlayan basit bir tazminat başvurusu değildir. Sağlıklı bir talep, poliçe kurulurken başlar. İşin toplam bedeli, metraj ve keşif artışları, kur farkı, geçici tesisler, şantiye ekipmanı, mevcut yapılar, çevre yapılar, enkaz kaldırma, profesyonel ücretler, üçüncü kişi sorumluluğu, işveren sorumluluğu ve bakım devresi teminatları daha baştan projeye uygun kurgulanmalıdır. Poliçe değerinin eksik belirlenmesi eksik sigorta itirazına; faaliyet konusunun dar yazılması teminat dışı savunmasına; saha sınırının belirsiz bırakılması ise yer bakımından uyuşmazlığa neden olabilir.

Hasar bildiriminde ilk adım, olayın hangi poliçeye ait olduğunun doğru ayrıştırılmasıdır. İşin kendisindeki fiziki hasar sigorta poliçesi kapsamında; işçinin bedensel zararı işveren sorumluluk poliçesi kapsamında; komşu malikin zararı üçüncü şahıs mali mesuliyet kapsamında; proje veya hesap hatasından doğan zarar ise mesleki sorumluluk kapsamında gündeme gelebilir. Aynı olay birden fazla poliçeyi ilgilendiriyorsa bildirimlerin birbirini beklememesi gerekir. Gecikmiş bildirim, delil kaybı veya rizikonun ağırlaştığının gizlenmesi sigortacı tarafından savunma konusu yapılabilir.

İnşaat Sigortası Genel Şartları hasarın tespiti için sigortalı ve sigortacı arasında uzlaşma veya hakem-bilirkişi mekanizmasını düzenler. Uygulamada sigorta eksperi raporu, tek başına nihai hukuki karar sayılmasa da tazminatın miktarı ve teminat tartışmasının başlangıcı bakımından belirleyicidir. Sigortalı, eksper incelemesine aktif katılmalı; hasarın sebebini, meydana geliş zamanını, zarar gören kalemlerin proje içindeki yerini, onarım yöntemini ve maliyetini teknik raporlarla desteklemelidir. Sadece fatura sunmak çoğu zaman yeterli değildir; zarar ile olay arasındaki illiyet bağının mühendislik raporlarıyla kurulması gerekir.

Poliçeye dayalı talepte en sık karşılaşılan savunmalar şunlardır: olay poliçe döneminden önce veya sonra gerçekleşmiştir; zarar tamamlanmış ve teslim edilmiş kısma ilişkindir; hasar ayıplı malzeme veya işçiliğin kendisinden ibarettir; plan/proje hatası teminat dışıdır; yağış, sel veya fırtına bakımından özel güvenlik şartları yerine getirilmemiştir; bildirim süresi geçirilmiştir; sigorta değeri eksik beyan edilmiştir; zarar iş durması, gecikme veya kar kaybı niteliğinde dolaylı zarardır; sigortalının kastı veya ağır kusuru bulunmaktadır. Bu itirazların her biri poliçedeki özel klozlar, genel şartlar ve somut olay kayıtlarıyla yanıtlanmalıdır.

Sigortacı ödeme yaptığında TTK m.1472 uyarınca sigortalının zarara sebep olanlara karşı sahip olduğu haklara kanunen halef olabilir. Bu durum özellikle hırsızlıkta güvenlik şirketine, yangında kusurlu elektrik tesisatı yüklenicisine, kazıda hatalı projeyi hazırlayan teknik kişiye veya taşıma sırasında hasara sebep olan üçüncü kişiye karşı rücu davalarında önemlidir. Halefiyet, sigorta tazminatının iş sahibine ödenmesinden sonra dosyanın kapanmadığını gösterir; sigortalı, sigortacının rücu hakkını zedeleyecek ibra, feragat veya delil kaybı yaratmamalıdır.

Sorumluluk sigortalarında zarar görenin doğrudan sigortacıya başvurabilmesi önemli bir araçtır. İş kazasında işçi veya mirasçıları, üçüncü kişi zararında komşu malik, mesleki sorumlulukta iş sahibi belirli şartlarda sigortacıya yönelerek poliçe limiti içinde talepte bulunabilir. Ancak bu yol, sigortalının sorumluluğunun bulunmadığı veya teminatın açıkça dışlandığı durumlarda sonuç vermez. Bu nedenle talep dilekçesi yalnızca “poliçe var” iddiasına değil; sorumluluk sebeplerine, zararın miktarına, teminat kapsamına ve zaman çizelgesine dayanmalıdır.

İnşaat sigortası taleplerinde teknik bilirkişi incelemesi belirleyici olduğundan, başvuru öncesinde bağımsız mühendislik raporu alınması çoğu kez stratejik bir gerekliliktir. İş kazası dosyalarında ise kusur raporları, SGK denetim raporları, ceza dosyası bilirkişi raporları ve iş güvenliği belgeleri bir arada okunur. Bir dosyadaki tespit diğer dosyayı tamamen bağlamasa da, çelişkili savunmalar ileride güvenilirlik sorunu yaratabilir.

Tasarım, Denetim ve Teknik Hizmetlerden Doğan Riskler

İnşaat projelerinde mesleki sorumluluk, çoğu zaman hasarın fiziki görünümünün arkasında yer alır. Bir istinat duvarının yıkılması yalnızca duvarın kendisindeki hasar değildir; zemin etüdü, drenaj projesi, statik hesap, malzeme seçimi, uygulama denetimi ve kontrol süreçleri incelenir. Bir çatı sisteminin su alması, yalnızca membran uygulamasının değil, eğim detayının, birleşim detaylarının ve proje koordinasyonunun da meselesidir. Bu nedenle mesleki sorumluluk poliçesi, sigorta poliçesinden farklı olarak hatalı mesleki faaliyet sonucu doğan tazminat taleplerine odaklanır.

Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, poliçede mesleki faaliyetin sınırlarının gösterilmesini esas alır. Bu sınır, mimari proje, statik proje, elektrik-mekanik proje, zemin etüdü, yapı denetimi, teknik müşavirlik veya proje yönetimi şeklinde dar ya da geniş yazılabilir. Faaliyet tanımı dar tutulduğunda, sigortacı olayın poliçede belirtilmeyen bir hizmetten kaynaklandığını ileri sürebilir. Özellikle tasarım ve kontrollük hizmetini birlikte veren teknik kişiler için faaliyet kapsamının sözleşmelerle ve poliçeyle uyumlu olması gerekir.

Mesleki sorumluluk poliçelerinde  talep esaslı teminat yapısı ayrıca dikkat gerektirir. Hata poliçe döneminde yapılmış, ancak talep daha sonra ileri sürülmüş olabilir; bazı poliçeler geriye yürüme tarihi, uzatılmış bildirim süresi veya önceki işler teminatı içerir. İnşaatta projelendirme ile hasarın ortaya çıkması arasında yıllar geçebildiğinden, poliçe yenilemelerinde kesinti olmaması ve önceki dönem işlerinin teminat bağlantısının korunması gerekir. Aksi takdirde, proje hatası ile zarar arasındaki bağ teknik olarak kurulsa bile sigorta koruması bulunmayabilir.

Yapı denetimi ve teknik müşavirlik bakımından 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun, imar mevzuatı ve ilgili meslek mevzuatı birlikte değerlendirilir. Yapı denetim kuruluşunun, proje müellifinin veya fenni mesulün sorumluluğu her olayda otomatik değildir; görev alanı, onayladığı proje, yaptığı denetim, uyarı kayıtları, iş sahibine veya idareye yaptığı bildirimler ve zararın hangi safhada doğduğu incelenir. Buna rağmen, taşıyıcı sistem güvenliği, malzeme standardı, uygulama denetimi ve mevzuata uygunluk konularında eksik denetim ciddi sorumluluk sonuçları doğurabilir.

Mesleki sorumluluk ile sigorta poliçesi arasındaki ilişki, plan/proje hatası istisnası nedeniyle hassastır. sigorta poliçesi çoğu zaman plan, proje veya hesap hatasının kendisini teminat dışında bırakır; buna karşılık hatalı kısmın sebep olduğu diğer sağlam kısımlardaki fiziki hasar, özel şartlara bağlı olarak tartışılabilir. Mesleki sorumluluk poliçesi ise tasarımcı veya teknik hizmet verenin sorumluluğunu teminat altına alır. Bu nedenle iş sahibi, proje ekibinden mesleki sorumluluk poliçesi talep etmeli; yüklenicinin sigorta poliçesine güvenerek tasarım hatası riskini açık bırakmamalıdır.

Mesleki sorumluluk taleplerinde ispatın merkezi teknik rapordur. Bir imalatın ayıplı olması ile tasarım hatası farklıdır; uygulama kusuru ile denetim kusuru farklıdır; zemin koşullarının öngörülemez değişimi ile yetersiz zemin etüdü farklıdır. Talepte bulunan taraf, hangi mesleki standardın ihlal edildiğini, zararın bu ihlalden doğduğunu ve zarar miktarını göstermelidir. Bu nedenle sözleşmelerde proje teslim tarihleri, revizyon kayıtları, onay yazıları, saha talimatları, malzeme onay formları ve toplantı tutanakları düzenli tutulmalıdır.

Uygulamadaki İçtihatlar

Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 07.05.2019 tarihli, E.2018/3572, K.2019/3500 sayılı kararında iş kazası sorumluluğu değerlendirilirken TBK m.417 ve 6331 sayılı Kanun m.4-5 hükümlerine atıf yapılmış; işverenin yalnızca yazılı mevzuata değil, teknolojik gelişmelerin gerektirdiği önlemlere de uyması gerektiği vurgulanmıştır. Kararda ayrıca asıl işveren-alt işveren ilişkisi kapsamında işverenler arasındaki iç sözleşme hükümlerinin işçi veya hak sahiplerine karşı ileri sürülemeyeceği belirtilmiştir. Bu yaklaşım, inşaat projelerinde iş sağlığı ve güvenliği riskinin sözleşmeyle tamamen devredilemeyeceğini göstermektedir.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin E.2013/22157, K.2014/6622 sayılı kararında da iş kazası tazminat davalarında kusur raporunun ayrıntılı, somut ve iş güvenliği mevzuatına uygun olması gerektiği; asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığı halinde müteselsil sorumluluğun gündeme geleceği ifade edilmiştir. Karar, inşaat işlerinde “iş güvenliği alt yükleniciye aittir” şeklindeki sözleşme hükümlerinin işçi bakımından koruyucu bir kalkan olmadığını açıkça ortaya koyar. Bu nedenle iş sahibi veya üst yüklenici, alt yüklenicinin güvenlik performansını yalnızca kağıt üzerinde değil fiilen denetlemelidir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.05.2017 tarihli, E.2016/7299, K.2017/2598 sayılı kararında inşaat bütün riskler sigortası, geçici kabul, kesin kabul ve bakım devresi ilişkisi tartışılmıştır. Uyuşmazlıkta sel/feyezan hasarı, poliçe teminatı ve yüklenicinin kesin kabule kadar sorumluluğu birlikte değerlendirilmiştir. Karar, iş sahibi ve yüklenici bakımından iki önemli ders içerir: Birincisi, poliçe döneminin ve bakım devresi klozunun sınırları net okunmalıdır. İkincisi, poliçe kapsamı dışında kalan hasar, sözleşme hükümlerine göre yüklenicinin sorumluluğunda kalabilir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.02.2024 tarihli, E.2023/4030, K.2024/1480 sayılı kararında inşaat bütün riskler poliçesi kapsamında hırsızlık nedeniyle ödeme yapan sigortacının, TTK m.1472 halefiyet hükmüne dayanarak güvenlik şirketine yönelttiği rücu talebi incelenmiştir. Karar, inşaat hasarlarında sigortacı ödeme yaptıktan sonra dosyanın üçüncü kişilere rücu aşamasına taşınabileceğini gösterir. İş sahibi ve yüklenici, bu nedenle olay sonrası delil yönetimini yalnızca kendi tazminat talepleri için değil, sigortacının halefiyet hakkı bakımından da korumalıdır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin inşaat sigortalarıyla ilgili eski karar özetlerinde, yağış, sel ve seylap risklerine ilişkin özel klozlarda öngörülen güvenlik şartlarının teminat değerlendirmesinde belirleyici olabileceği; iş makinelerinin üçüncü kişilere verdiği zararların ancak poliçede tanımlanan inşaat sahası içinde ve ilgili ek teminat koşullarıyla karşılanabileceği kabul edilmiştir. Bu çizgi, genel şartların yanında poliçe ekleri, özel klozlar ve şantiye sahası tanımının tazminat talebinin kaderini belirleyebileceğini göstermektedir.

Sözleşme ve Poliçe Düzenlerken Uygulanabilecek Pratik Önlemler

İş sahibinin sözleşme aşamasında yapacağı en önemli iş, sigorta hükümlerini teknik şartname kadar ayrıntılı düzenlemektir. Sözleşmede yüklenicinin yaptıracağı poliçelerin türü, limitleri, muafiyetleri, teminat süresi, ek klozları, iş sahibinin sigortalı veya ek sigortalı olarak yazılması, poliçenin iptalinde iş sahibine bildirim yapılması, primlerin ödendiğinin kanıtlanması ve hasar halinde tazminatın hangi hesaba ödeneceği açık belirtilmelidir. “Yüklenici gerekli sigortaları yaptıracaktır” ibaresi çoğu durumda yetersizdir.

Sigorta poliçesi bakımından proje bedelindeki artışların otomatik olarak teminata dahil olup olmayacağı, kur ve fiyat artışı, değişiklik emirleri, malzeme depoları, saha dışı geçici depolama, taşıma, mevcut yapılar, komşu yapılar, enkaz kaldırma, profesyonel ücretler, doğal afet riskleri, bakım devresi ve üçüncü şahıs sorumluluk ekleri ayrıca ele alınmalıdır. Büyük ölçekli projelerde cross liability klozu, yani ek sigortalıların birbirlerine karşı taleplerinin üçüncü kişi gibi değerlendirilebilmesi, uygulamada önemli koruma sağlayabilir.

İşveren sorumluluk poliçesinde faaliyet konusu, tehlike sınıfı, çalışan sayısı, alt yüklenici çalışanları, işin yapılacağı yer, vardiya düzeni ve manevi tazminat teminatı net olmalıdır. İş sahibi, sözleşmeye yüklenicinin ve alt yüklenicilerinin iş sağlığı ve güvenliği belgelerini, eğitim kayıtlarını, risk değerlendirmelerini, acil durum planlarını ve periyodik kontrol raporlarını sunma yükümlülüğü koymalıdır. Ayrıca iş sahibinin ciddi ve yakın tehlike halinde işi durdurma, uygunsuzluk giderilene kadar hakedişi askıya alma ve güvenlik ihlallerine sözleşmesel yaptırım uygulama yetkisi düzenlenmelidir.

Mesleki sorumluluk bakımından proje müellifleri, mühendisler, zemin etüdü firmaları, teknik müşavirler ve yapı denetim aktörlerinden yeterli limitte poliçe talep edilmelidir. Poliçe yalnızca belge olarak alınmamalı; faaliyet tanımı, geriye yürüme tarihi, talep esaslı teminat, alt limitler, istisnalar ve yenileme yükümlülüğü incelenmelidir. Özellikle uzun süreli projelerde, mesleki sorumluluk poliçesinin iş bitiminden sonra belirli bir süre devam etmesi veya uzatılmış bildirim dönemi içermesi talep edilmelidir.

Hasar yönetimi için önceden bir protokol hazırlanmalıdır. Bu protokolde kimlerin sigortacıya bildirim yapacağı, kimlerin delil toplayacağı, olay yerinin nasıl korunacağı, acil onarım kararını kimin vereceği, eksper incelemesine hangi teknik kişilerin katılacağı, üçüncü kişilerle nasıl iletişim kurulacağı ve basın/kurumsal iletişim açıklamalarının nasıl yapılacağı belirlenmelidir. Büyük projelerde kaza sonrası ilk 24 saat, hem insan hayatının korunması hem de hukuki hakların korunması bakımından belirleyicidir.

Sözleşmelerde rücu, ibra ve feragat hükümlerine de dikkat edilmelidir. Sigortacının halefiyet hakkını ortadan kaldıran veya zayıflatan hükümler tazminat ilişkisini etkileyebilir. Buna karşılık, taraflar arası tisigortai denge gereği belirli ölçüde feragat veya sorumluluk sınırı kararlaştırılacaksa, bunun emredici hükümler, işçi hakları, üçüncü kişi zararları ve sigorta şartlarıyla çelişmemesine dikkat edilmelidir. İşçi yaralanması veya ölümü gibi alanlarda, taraflar arasındaki sorumluluk paylaşımı üçüncü kişilerin kanuni haklarını ortadan kaldırmaz.

Son olarak, kayıt disiplini inşaat projelerinde en güçlü savunma ve en güçlü talep aracıdır. Şantiye günlükleri, uygunsuzluk bildirimleri, düzeltici faaliyet kayıtları, fotoğraflar, eğitim imza listeleri, toolbox konuşmaları, periyodik kontrol raporları, malzeme onayları, proje revizyonları, hava raporları, alt yüklenici sözleşmeleri ve toplantı tutanakları düzenli tutulmalıdır. Sigorta şirketi, mahkeme veya bilirkişi karşısında belgesiz bir iddia çoğu zaman soyut kalır; iyi tutulmuş kayıt ise hem kusur tartışmasını hem de tazminat miktarını somutlaştırır.

Hak Taleplerinde Belge, Süre ve İspat

Hasar dosyasının hazırlanmasında olayın kronolojisi tek sayfalık bir zaman çizelgesine bağlanmalıdır. Bu çizelgede işin başlangıcı, poliçe başlangıcı, riskin sahaya girişi, ilgili imalatın yapıldığı tarih, geçici kabul veya kısmi kullanım tarihi, olay anı, ilk bildirim, eksper incelemesi, acil onarım ve nihai zarar hesabı ayrı ayrı gösterilmelidir. İnşaat sigortalarında poliçe dönemi ve kabul aşamaları sık uyuşmazlık doğurduğu için, kronoloji eksikse güçlü bir talep dahi teminat tartışmasına dönüşebilir.

Zarar miktarı belirlenirken yalnızca yenileme veya onarım faturaları değil, hasarlı kalemin proje içindeki fonksiyonu, yeniden imalatın teknik zorunluluğu, söküm ve güvenlik giderleri, enkaz kaldırma, geçici koruma, laboratuvar testleri ve mühendislik raporları da dosyaya eklenmelidir. Buna karşılık gecikme, üretim kaybı, kira kaybı veya finansman maliyeti gibi dolaylı zararların birçok sigorta poliçesinde teminat dışında olduğu unutulmamalıdır. Bu kalemler için ayrı bir gecikme başlangıç hasarı poliçesi veya sözleşmesel tazminat mekanizması bulunmuyorsa, talep yükleniciye veya kusurlu kişilere yöneltilmek zorunda kalabilir.

İş kazası dosyalarında talep stratejisi daha geniştir. İşçi veya mirasçıları bakımından SGK dosyası, kolluk tutanakları, hastane kayıtları, ceza soruşturması, bilirkişi raporu, kusur oranları ve aktüerya hesabı birlikte ilerler. İşveren veya iş sahibi, sigortacıya bildirim yaparken savunmasını yalnızca kusur oranına indirgememeli; poliçede teminat kapsamını, limitleri, manevi tazminat klozunu, alt yüklenici çalışanlarının durumunu ve varsa ek sigortalı hükümlerini de kontrol etmelidir.

Mesleki sorumluluk talebinde ise teknik hata ile zarar arasındaki bağlantı açık kurulmalıdır. Proje revizyonları, onaylı çizimler, hesap raporları, zemin etütleri, yapı denetim tutanakları, saha talimatları ve uygulama değişiklikleri karşılaştırılmadan yalnızca son hasar fotoğrafına dayanmak yeterli değildir. Aynı hasarda yüklenicinin uygulama kusuru, tasarımcının proje kusuru ve iş sahibinin talimat değişikliği iç içe geçmiş olabilir; bu nedenle talep, hangi aktörün hangi yükümlülüğü ihlal ettiğini ayırarak kurulmalıdır.

En sağlıklı yöntem, iş sahibinin ve yüklenicinin proje başlangıcında bir “sigorta ve kaza dosyası standardı” oluşturmasıdır. Bu standart, hangi belgelerin aylık olarak arşivleneceğini, hangi kazalarda hangi merciye bildirim yapılacağını, eksper ziyaretinde kimin bulunacağını ve üçüncü kişi taleplerinin nasıl kayda alınacağını gösterir. Böyle bir düzenleme, uyuşmazlık doğduğunda geriye dönük belge aramak yerine, baştan düzenli bir delil zemini sağlar.

İnşaat projelerinde risk sigortası ve mesleki sorumluluk, yalnızca poliçe satın alma faaliyeti değildir; sözleşme yönetimi, iş sağlığı ve güvenliği yönetimi, teknik denetim ve delil yönetimiyle birlikte işleyen bir hukuki güvenlik sistemidir. İşçi yaralanmaları bakımından bu sistemin merkezinde TBK m.417, 6331 sayılı Kanun, 5510 sayılı Kanun ve asıl işveren-alt işveren sorumluluğu yer alır. İş kazası gerçekleştiğinde işveren sorumluluk poliçesi önemli bir mali koruma sağlayabilir; fakat önleme, eğitim, denetim ve koordinasyon yükümlülüklerinin yerine geçirilmesi mümkün değildir.

İş sahibi bakımından inşaat sırasında meydana gelen kazalar, hem eser sözleşmesinden doğan hakları hem de sigorta poliçelerinden doğan hakları harekete geçirir. İş sahibi ayıplı veya tehlikeli imalata müdahale edebilir, onarım veya tamamlama isteyebilir, zararını yükleniciden talep edebilir, teminat mektuplarını ve sözleşmesel yaptırımları kullanabilir ve poliçede menfaat sahibi olarak yer alıyorsa sigortacıdan tazminat isteyebilir. Ancak bunun için poliçe ve sözleşmenin birbirini tamamlaması gerekir.

 

S.S.S. – Sıkça Sorulan Sorular

İnşaat projelerinde risk sigortası neden önemlidir?

İnşaat projeleri; yangın, patlama, fırtına, sel, hırsızlık, malzeme hasarı, taşıma–montaj hataları, üçüncü kişilere verilen zararlar ve iş kazaları gibi çok sayıda riski aynı anda barındırır. Bu nedenle inşaat sigortaları yalnızca bir “masraf kalemi” değil, projenin finansal devamlılığını ve tarafların hukuki güvenliğini sağlayan temel araçlardan biridir. SEDDK tarafından yayımlanan genel şartlar arasında İnşaat Sigortası Genel Şartları (Bütün Riskler), İşveren Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ve Üçüncü Şahıslara Karşı Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları ayrı başlıklar halinde yer almaktadır.

İnşaat Sigortası (İnşaat All Risks) her zararı karşılar mı?

Hayır. “Bütün riskler” ifadesi, poliçenin sınırsız teminat verdiği anlamına gelmez. Teminatın kapsamı; poliçe özel şartları, genel şartlar, muafiyetler, istisnalar, sigorta bedeli, süre, bakım devresi ve ek teminatlara göre belirlenir. Bu nedenle deprem, sel, grev–lokavt, üçüncü kişi sorumluluğu, bakım devresi hasarları, mevcut yapı hasarları ve iş makineleri gibi riskler için poliçede ayrıca teminat düzenlenip düzenlenmediği kontrol edilmelidir. SEDDK listesinde İnşaat Sigortası (Bütün Riskler) mal sigortaları içinde ayrı bir genel şart başlığı olarak gösterilmektedir.

Mesleki sorumluluk sigortası inşaat projelerinde kimi korur?

Mesleki sorumluluk sigortası; mimar, mühendis, proje müellifi, teknik müşavir, yapı denetim kuruluşu veya benzeri teknik hizmet sunan kişilerin mesleki faaliyetlerinden doğabilecek sorumluluk risklerini güvence altına almayı amaçlar. İnşaat sigortası çoğu zaman fiziksel hasara odaklanırken, mesleki sorumluluk sigortası proje hatası, hesaplama eksikliği, denetim kusuru veya teknik danışmanlık hatası gibi mesleki kusur iddiaları bakımından önem kazanır. SEDDK, mesleki sorumluluk sigortasını sorumluluk sigortaları arasında ayrı bir genel şart başlığı olarak düzenlemektedir.

İnşaatta bir işçi yaralanırsa olay ne zaman “iş kazası” sayılır?

SGK açıklamasına göre iş kazası, 5510 sayılı Kanun’da sayılan hallerden birinde meydana gelen ve sigortalıyı bedenen veya ruhen engelli hale getiren olaydır. İşçinin işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülen iş nedeniyle, görevli olarak işyeri dışında bulunduğu sırada veya işverence sağlanan taşıtla işe gidiş–geliş esnasında meydana gelen yaralanmalar iş kazası kapsamında değerlendirilebilir.

İş kazası meydana geldiğinde işverenin ilk yükümlülükleri nelerdir?

İş kazası sonrasında işverenin öncelikli yükümlülüğü, yaralanan çalışanın sağlık müdahalesine erişimini sağlamak, olay yerini ve delilleri korumak, gerekli tutanakları düzenlemek ve bildirimi süresinde yapmaktır. SGK’ya göre hizmet akdine tabi çalışanların iş kazası bildirimi işveren tarafından yapılmalı; kolluk kuvvetlerine derhal, SGK’ya ise olay tarihinden sonraki üç iş günü içinde bildirimde bulunulmalıdır.

Yaralanan işçi işverenden hangi hakları talep edebilir?

İşçinin yaralanması halinde somut olayın özelliklerine göre geçici veya sürekli iş göremezlik, tedavi giderleri, maddi tazminat, manevi tazminat ve destekten yoksun kalma tazminatı gibi talepler gündeme gelebilir. SGK, iş kazası sigortasından doğan haklardan yararlanmak için herhangi bir prim günü sınırı bulunmadığını açıklamaktadır. Bunun yanında işverenin kusuru varsa işçi veya hak sahipleri, SGK yardımlarını aşan zararlar için ayrıca tazminat yoluna başvurabilir.

İşveren sorumluluk sigortası, iş kazasında işvereni tamamen korur mu?

İşveren sorumluluk sigortası önemli bir koruma sağlar; ancak işvereni her durumda ve sınırsız biçimde korumaz. Poliçede yer alan teminat limiti, istisnalar, muafiyetler, bildirim yükümlülükleri ve kusur durumu dikkate alınır. Türk Ticaret Kanunu’na göre sorumluluk sigortasında sigortacı, sözleşmede öngörülen miktara kadar tazminat öder; sigortalının sorumluluğunu gerektirecek olayların da belirli sürelerde sigortacıya bildirilmesi gerekir.

İş kazası nedeniyle iş sahibinin sorumluluğu doğabilir mi?

Kural olarak işçiye karşı birincil işveren, işçiyi çalıştıran yüklenici veya alt yüklenicidir. Ancak iş sahibinin şantiye organizasyonuna fiilen müdahalesi, güvenlik tedbirlerini bizzat yönetmesi, kusurlu talimat vermesi, tehlikeli durumu bilmesine rağmen önlem alınmasını sağlamaması veya asıl işveren–alt işveren ilişkisi gibi özel durumlar varsa iş sahibinin de sorumluluğu tartışılabilir. Bu nedenle iş sahibi, “ben sadece proje sahibiyim” düşüncesiyle hareket etmemeli; sözleşmelerde İSG yükümlülüklerini, sigorta şartlarını ve denetim mekanizmasını açıkça düzenlemelidir.

İnşaat sırasında meydana gelen kazadan dolayı iş sahibinin yükleniciye karşı hakları nelerdir?

Kaza, yüklenicinin kusurlu organizasyonu, hatalı imalatı, güvenlik tedbirlerini almaması, ayıplı malzeme kullanması veya sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle meydana gelmişse iş sahibi; zararın giderilmesini, gecikme zararlarının karşılanmasını, sözleşmeye aykırılığın düzeltilmesini, üçüncü kişilere yapılan ödemelerin rücuen tahsilini ve şartları varsa sözleşmenin feshi ya da dönme haklarını ileri sürebilir. Eser sözleşmesi hükümleri bakımından iş sahibi, eserde ayıp varsa eseri gözden geçirmek ve ayıpları uygun süre içinde yükleniciye bildirmekle yükümlüdür.

Ayıplı veya eksik inşaatta iş sahibinin seçimlik hakları nelerdir?

Türk Borçlar Kanunu’na göre yüklenicinin sorumlu olduğu ayıplı eser hallerinde iş sahibi; sözleşmeden dönme, eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme veya aşırı masraf gerektirmediği takdirde eserin ücretsiz onarılmasını isteme haklarından birini kullanabilir. Ayrıca iş sahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı da saklıdır. Taşınmaz yapı niteliğindeki eserlerde zamanaşımı bakımından özel süreler gündeme gelir.

İş sahibi, inşaat sigortasından doğrudan hak talep edebilir mi?

Bu sorunun cevabı poliçedeki sıfatlara bağlıdır. İş sahibi poliçede sigorta ettiren, sigortalı, dain-i mürtehin, lehtar veya ek sigortalı olarak yer alıyorsa doğrudan hak iddia etme imkanı güçlenir. Ancak yalnızca yüklenici adına düzenlenmiş ve iş sahibini kapsama almayan bir poliçede iş sahibinin doğrudan talep hakkı sınırlı olabilir. Bu nedenle iş sahibi, sözleşme imzalanırken poliçede açıkça sigortalı veya ek sigortalı olarak gösterilmesini talep etmelidir.

Sigorta şirketine hasar bildirimi ne zaman yapılmalıdır?

Hasar bildirimi, poliçede öngörülen süre ve usule uygun şekilde gecikmeksizin yapılmalıdır. Sorumluluk sigortaları yönünden Türk Ticaret Kanunu, sigortalının sorumluluğunu gerektirecek olayları on gün içinde sigortacıya bildirmesini; kendisine yöneltilen istemi ise aksi kararlaştırılmamışsa derhal sigortacıya iletmesini düzenlemektedir. Geç bildirim, zararın tespiti ve savunma imkanını etkilediğinde sigorta teminatı bakımından uyuşmazlık doğurabilir.

Sigorta şirketi ödeme yaptıktan sonra yükleniciye veya kusurlu kişilere rücu edebilir mi?

Evet. Türk Ticaret Kanunu’na göre sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının zarardan sorumlu kişilere karşı dava hakkı varsa, bu hak ödenen tazminat tutarı kadar sigortacıya geçer. Bu nedenle sigorta ödemesi yapılmış olması, kusurlu yüklenici, alt yüklenici, tedarikçi veya teknik sorumlular bakımından rücu riskini ortadan kaldırmaz.

Poliçe yaptırmak iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini ortadan kaldırır mı?

Hayır. Sigorta, gerçekleşen zararların finansal sonuçlarını belirli sınırlar içinde karşılamaya yarar; işverenin veya yüklenicinin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında işveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamak, mesleki riskleri önlemek, eğitim ve bilgilendirme yapmak, gerekli organizasyonu kurmak ve araç–gereçleri sağlamakla yükümlüdür.

İnşaat sözleşmesinde sigorta hükümleri nasıl düzenlenmelidir?

İnşaat sözleşmesinde hangi poliçelerin yaptırılacağı, teminat limitleri, muafiyetler, ek teminatlar, sigortalı sıfatları, poliçe süresi, bakım devresi, hasar bildirimi, prim ödeme yükümlülüğü, poliçenin iptali halinde bildirim zorunluluğu ve iş sahibinin poliçe suretlerini talep etme hakkı açıkça yazılmalıdır. Ayrıca iş kazaları bakımından işveren sorumluluk sigortası, üçüncü kişilere verilecek zararlar bakımından mali mesuliyet sigortası ve teknik hatalar bakımından mesleki sorumluluk sigortası birlikte değerlendirilmelidir.

İnşaat kazalarında hukuki uyuşmazlıkları azaltmak için en önemli tedbirler nelerdir?

En önemli tedbirler; yazılı ve ayrıntılı inşaat sözleşmesi yapılması, sigorta poliçelerinin proje başlamadan düzenlenmesi, iş sahibinin poliçede korunacak taraf olarak gösterilmesi, iş sağlığı ve güvenliği planının hazırlanması, alt yüklenici sözleşmelerinde sigorta ve İSG yükümlülüklerinin açıkça düzenlenmesi, şantiye kayıtlarının düzenli tutulması, hasar ve kaza anında tutanak–fotoğraf–kamera–bilirkişi tespiti gibi delillerin korunmasıdır. İş kazası veya inşaat hasarı meydana geldiğinde geç bildirim, eksik belge ve belirsiz sözleşme hükümleri çoğu zaman tazminat ve sigorta uyuşmazlıklarının temel sebebi olur.

 

 

Bu web yazısı, içinde atıf yapılan kanun, genel şart ve içtihatlar ile birlikte avberkebalaban.com internet sayfası eklendiği tarih itibariyle genel bilgilendirme içermesi amacıyla hazırlanmıştır. İnşaat sigortası uyuşmazlıklarında poliçe özel şartları, ek klozlar ve taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Avukat Berke Balaban | İmar Avukatı | Vergi Avukatı | Ankara Avukat | Bodrum Avukatı
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.